Türkiye'de milletvekilleri Meclis'te birbirinin gözünü oyarken...
Siyaset arenasında ortalık toz dumanken...
Halkımız nerede?
Televizyon karşısında.
Ailecek.
Diz dize.
Ne izliyor?
Dizi...
Binbir Gece...
Küçük Kadınlar...
Yaprak Dökümü...
Kavak Yelleri...
Aşk-ı Memnu...
Bu dizilerde ve artık çoğu dizide cinsel öğeler öne çıkıyor.
Televizyon programcıları izlenebilmek için basıyorlar cinselliğin gazına...
Hem de tüm dünya televizyonlarında "ailecek izleme saati" olarak kabul edilen ve hiçbir müstehcenliğe ve cinselliğe izin verilmeyen 19.00-23.00 arası yapılan yayınlarda...
RTÜK Başkanı Davut Dursun Hoca dün Hürriyet Pazar'da Faruk Bildirici'ye verdiği röportajda bu konudan haklı olarak şikâyet ediyor:
"70'li yıllarda pornografi nasıl Türk sinemasını bitirdiyse, cinselliğin bu kadar yoğun kullanılması Türk televizyonculuğuna olumsuz etkide bulunur mu diye bir kaygım var... Bu furya sona ermeli. Mahremiyet diye bir kavram var. Yayıncının sorumluluk duymasını istiyorum!"
Davut Hoca'yı severiz. RTÜK Başkanı olmasına da sevindik. İletişim lisansıyla, daha sonraki siyaset ve sosyoloji alanlarındaki akademik çalışmalarıyla Türkiye'nin yayıncılık sorunlarına ve sorumsuzluklarına yapıcı çözümler getirebilecek donanımlı bir hocamızdır.
Aynı röportajda Davut Hoca "Liberal çizgide bir muhafazakâr" olduğunun da altını çiziyor.
Şimdiii...
Muhafazakârların ekranlardaki bu sözde "çağdaş hayata" liberal bir hoşgörü ile baktıkları, yayıncıları "yasaklarız" diye değil de "Sorumlu olun" diye uyardıkları bir ülkede hâlâ türbanlıların GATA'ya hasta ziyaretine, üniversiteye de okumaya alınmamaları biraz komik değil mi?
Yanıt veriyorum: Komik hatta çok komik.
Hatta biz genel olarak çok komik bir ülkeyiz.
Yazar olarak işim bu "komikliklere" ışık tutmak. Tutuyorum. Tutmaya da devem edeceğim.
Çekirgelik
"Öyle bir iş yap ki ne sen benden şikâyetçi ol ne ben senden şikâyetçi olayım." (Auguste Comte)
|